Çocuk ve Ergenlerde Takıntılar ve OKB
Normal bir ritüel mi, takıntı mı?
Çocukların hayatında tekrarlar ve ritüeller doğaldır. Aynı masalı her gece dinlemek, oyuncakları belli bir sırayla dizmek gelişimin bir parçasıdır ve araya bir değişiklik girdiğinde kısa bir itirazla geçer. Takıntıda ise ritüel yapılmadığında çocuk yoğun bir huzursuzluk yaşar, tekrarlar giderek uzar ve hem çocuğu hem aileyi yorar. Çocuk çoğu zaman nedenini anlatamaz, sadece "öyle olması gerekiyor" der.
Küçük yaşta katı, kuralcı, detaycı ve her şeyin yerli yerinde olmasını isteyen çocuklarla çok karşılaşırım. Bu çoğu zaman bir mizaç özelliğidir, tek başına takıntı anlamına gelmez. Okul öncesinde OKB nadirdir ve bu yaşta tanı koymakta çok temkinli davranırız. Ama ritüeller giderek uzuyor ve aileyi de içine alıyorsa daha dikkatli bakmak gerekir.
Çocukta ve ergende takıntı nasıl görünür?
Okul çağında bana en sık kirlenme kaygısıyla gelirler. Okul malzemelerinin düzeni bozulduğunda, sınıfta biri eşyalarına dokunduğunda ya da onları "pisletti" diye düşündüğünde çocuk çok huzursuz olur. Bazen anne-babasını bile kirli bulur, sık sık yıkanır, her şeyi ıslak mendille silmek ister.
Bir diğer grup çocuk "Aklıma kötü düşünceler geliyor, atamıyorum", "İçimde bir ses var, susmuyor" der. Bu düşünceler bazen sevdiklerine istemeden zarar verme korkusu olarak gelir ve çocuklar onlardan çok utanır. Bazı çocuklar kötü bir şey olmasın diye sayar, bir şeye iki kez dokunur ya da anne-babasına sürekli "Size bir şey olur mu?" diye sorar. Kimi çocuklar da ödevini defalarca silip yeniden yazar, aynı satırı tekrar tekrar okur. Dışarıdan yavaş görünürler, oysa aslında bir şey "tam olsun" diye çok uğraşıyorlardır.
Ergenlikte hormonların değişmesiyle cinsel düşünceler ve meraklar artar. Bu çok doğaldır, ama bazı gençlerde yoğun bir suçluluk yaratır. Genç, cinsel merakla yaptığı bir şey yüzünden kötü bir şey olacağından korkar ve bu kaygı bitmek bilmeyen ritüellere dönüşebilir. Dini konularda "yanlış yaptım" diye tekrarlanan ibadetler de bu dönemde karşıma çıkar.
Sevdiklerine zarar verme gibi korkutucu düşünceler çocuğun gerçek isteğini, kim olduğunu yansıtmaz. Çocuğun bu düşüncelerden bu kadar rahatsız olması, bu düşüncelerin kendi değerlerine ne kadar ters düştüğünü gösterir. Cinsel merak ise ergenliğin doğal bir parçasıdır, suçlanacak bir şey değildir. Kimse bu yüzden kendini kötü biri gibi hissetmesin.
Şema terapi bakışıyla takıntılar
Şema terapide takıntıya yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir belirti olarak bakmayız, bu kontrol çabasının çocuğun ya da gencin içinde neyi korumaya çalıştığını merak ederiz.
Çocuğun mizacı çok önemlidir. Küçükken temkinli olan, duyusal olarak hassas olan, geçişlerde zorlanan ya da kurallara çok önem veren çocuklar takıntılara biraz daha yatkın olabilir. Bu, mutlaka OKB gelişeceği anlamına gelmez. Bu çocukların ortak noktası çoğu zaman rahatsız edici bir hisle kalamamalarıdır. O düşünce hemen gitmeli, o "pislik" hissi hemen geçmelidir. Konfor alanlarında kalmayı severler, bir işe de "baştan, tertemiz" başlamak isterler.
Aile ortamında iki örüntüyle çok karşılaşırım, çoğu zaman ikisi iç içedir. Birincisinde iyi niyetli ama kaygılı bir ebeveyn vardır. Önden hep önlem alır, çocuğa çok yardım eder ve özerkliğine pek alan bırakmaz. Çocuk da zor bir duyguyla kendi başına baş edebileceğini deneyimleyemez. İkincisinde beklentiler çok yüksektir ve hatalara karşı katı, cezalandırıcı bir tutum vardır. Bu çocuklar zamanla kendilerine karşı da cezalandırıcı olabilir. Bu ilişki tek yönlü de değildir, kaygılı bir çocuk ebeveyni de daha koruyucu olmaya iter.
Bütün bunlar çocuğun ya da gencin içinde farklı taraflar, yani modlar olarak görünür. Bir yanda kaygıyı en derinden hisseden, korkan bir çocuk tarafı vardır. Ona "Tam yapmazsan kötü bir şey olur" diyen eleştiren ya da cezalandırıcı bir iç ses eşlik eder. Üçüncü taraf ise sayarak, yıkayarak, kontrol ederek bu korkan çocuğu korumaya çalışır.
Ebeveynler ne yapabilir?
Ailelere önce iyi bir gözlemci olmalarını öneririm. Takıntılar çoğu zaman çocuğun hayatında bir şeylerin zorlaştığı dönemlerde ortaya çıkar ya da artar. Kliniğimde gördüğüm bir örnek şu: İlkokulda arkadaşlık ilişkilerinde bir şeyler ters gittiğinde, dışlanma ya da dalga geçilme gibi çocuğun yönetmekte zorlandığı durumlarda okul eşyalarındaki "pislik" hissi belirgin şekilde artıyor. Ergenlikte ise hormonal değişimlerle birlikte cinsellikle ilgili merak ve keşiflerin suçluluğu tetiklediğini görüyorum.
Çocuk tetiklendiğinde işe yaramayan baş etme yolları devreye girer ve aileler de çok iyi niyetle bu döngünün içine çekilir. En sık gördüklerim şunlar:
- "Bir şey olur mu?" sorusuna "Olmaz" demek. Çocuk bir süre rahatlar ama döngü kısa sürede yeniden başlar ve zamanla rahatlamak için ebeveynine bağımlı hale gelir. Onun yerine "Bu soruyu sana kaygın sorduruyor. Cevabını biliyorsun, ben yanındayım" diyebilirsiniz.
- "Beni üç kere öp, iki kere de 'canım kızım' de!" gibi ritüellere uymak. Başta rahatlatır ama giderek kaygıyı artırır. Sevginizi ritüelin kurallarına uymadan da gösterebilirsiniz.
- "Onu deme", "Oraya oturma" gibi yasaklara özenle uymak. Zorlandığını gördüğünüzü söyleyin ama bu yasakların evin hayatını yönetmesine izin vermeyin.
- "Neden bir şey olsun? Dikkatli baktıysan bir şey olmaz" gibi ayrıntılı sorular sormak. Bu sorular kaygıyı mantıkla çözmeye çalışırken çocuğu takıntının içinde tutar. Kısa ve sıcak kalmak daha çok işe yarar.
- "Banyoya girince bir saat çıkmıyor, beş kere saçını yıkıyor" diye başkalarına anlatıp dalga geçmek. Bu çocuğu utandırır ve takıntısını saklamasına yol açar. Çocuğun mahremiyetini koruyun.
Bu değişiklikleri birdenbire değil, adım adım ve mümkünse terapistle birlikte yapmak önemlidir. Bu süreçte çocuğa hem anlayış hem güven göstermek işe yarar: "Bunun senin için çok zor olduğunu biliyorum, ve bu hisle baş edebileceğine inanıyorum." Şema terapide buna sağlıklı yetişkin tutumu diyoruz. Çocuğun duygusunu kabul eden, ama ona güven ve sınır da veren bir ebeveyn tutumu. Takıntıya bir isim vermek de çocuğu ve takıntıyı birbirinden ayırmaya yardım eder. Ritüelini yaptığı için çocuğa kızmak yerine, direnmeye çalıştığı anları görüp takdir etmek çok değerlidir.
Uyumu azaltmak ebeveyn için de zordur. Çocuğun sıkıntısına dayanabilmek için ebeveynin kendi kaygısını tanıması gerekir. Ebeveynlerle yaptığım şema koçluğunda buna da birlikte bakarız.
Terapide nasıl çalışıyorum?
Terapide çocukla ya da gençle birlikte onun modlarını tanırız. Çocuk güçlü yönlerini keşfeder. Zor duygular geldiğinde nasıl baş etmeye çalıştığını, kendisiyle korkutucu bir şekilde konuşan bir iç sesi olduğunu da fark eder. Sürekli "Bir şey olur mu?" diye soran parça çocuğun kendisi değil, işe yaramayan bir baş etme yoludur. Çocuk ona dışarıdan bakmayı öğrenir. Sonra gerçek ihtiyacına iyi gelecek yolları birlikte ararız. Küçük çocuklarla mod kuklaları, figürler ve çizimler, ergenlerle imgeleme ve sandalye çalışmaları kullanırım.
Çocuk "Bu histen hemen kurtulmam lazım" dediğinde kaçmak yerine o hisle adım adım kalmayı deneriz. İyi ya da kötü bütün duygular kıymetlidir, bize bir ihtiyacı anlatır. Bunun için sandalye çalışmalarından, hisse yazılan mektuplardan ve kuklalardan yararlanırım.
Bazen çocuklara saçma gelebilir ama o hissi ben konuştururum: "Merhaba. Kötü bir niyetim yoktu. Ben de gelip geçen hislerden biriydim, birden senin aklında takılı kaldım. Herkes bana 'git buradan' diyor. Ben sadece bir duyguyum, içinde hissettiğin diğer hislerden farklı değilim." Küçük çocuklar bazen gülerek eşlik eder ve kuklamla sohbete dalarlar. Bu çok keyifli bir andır, çünkü çocuk o hisse ve ondan kurtulma çabasına kendiliğinden dışarıdan bakmaya başlamıştır.
Okul çağındaki çocuklarla ilk görüşmeye genellikle çocukla başlarım. Ergenler ise takıntılarını çoğu zaman uzun süre saklar ve terapiye utanarak gelir. Onlarla da ilk görüşmeye gençle başlar, aileyle neyin paylaşılacağına ve aile görüşmelerine birlikte karar veririz. Takıntılar şiddetliyse çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi ve gerektiğinde ilaç tedavisi de sürecin bir parçası olabilir. Seanslar Ankara'da, yüz yüze yapılır.
Bunu okuyan bir çocuk ya da gençsen: O his de sadece bir duygu. Bir gün aklına takıldı, ama sonsuza kadar orada kalmak zorunda değil. Onu tanıdıkça, yeniden gelip geçen hislerden biri olacak.
İlk görüşmenin nasıl geçtiğini merak ediyorsanız "İlk Görüşme Nasıl Geçer? Sık Sorulan Sorular" sayfasına, şema terapi hakkında daha fazla bilgi için "Çocuk ve Ergenlerde Şema Terapi" sayfasına göz atabilirsiniz.
Yazıdaki örnek cümleler klinik deneyimimden yola çıkılarak oluşturulmuştur.