Ebeveynler için
Merhaba,
Belki bir psikoloğa gitmeye karar verirken içinizden “Acaba bizi yargılayacak mı?”, “Biz neyi yanlış yaptık?” gibi sorular geçti. Ya da “Ne denediysek olmadı, psikoloğa gidince ne değişecek?”, “Eşim değişmedikten sonra ne fark eder?”, “Biz zaten her şeyi yapıyoruz, daha ne yapalım?” diye düşündünüz. Çocuğunuza ya da gencinize baktığınızda da bazen “Nesi var?”, “Amma da abartıyor”, “Tek sorumluluğu ders, onu da yapmıyor” gibi düşünceler aklınızdan geçebiliyor. Bunları düşünmeniz çok anlaşılır. Uzun süredir çabalayıp istediğiniz sonucu alamamak insanı yorar, çaresiz hissettirir. Burası sizi yargılamak için değil, evde neler olduğunu birlikte anlamak ve hepinizin biraz nefes alabileceği bir yol bulmak için var.
Bu süreç sizin için olduğu kadar çocuğunuz için de zorlayıcı olabiliyor. Bir an onun yerinde olduğunuzu düşünün: Hayatınızı birileri kontrol ediyor. Etrafta keyif veren bir sürü şey var ama bunlardan uzaklaşmanız için sürekli bir baskı var. Mantığını anlamadığınız kurallar ve bunlara uymanız için ısrar eden yetişkinler… Bir yanda dersler, sınavlar, arkadaşlıklar, bir gruba kabul edilebilme çabası. Diğer yanda hiç kontrol edemediğiniz bir yetişkin dünyası: evdeki kavgalar, maddi sorunlar, iş güç meseleleri.
Bütün bunların arasında terapi, çocuğunuzun koşulsuz kabul gördüğü, duygusal olarak sığınabileceği bir alan oluşturuyor. Bu yaşlarda hayatın pek çok alanında kararları doğal olarak yetişkinler veriyor; terapi odası ise direksiyonun ona ait olduğu nadir yerlerden biri. Burada zorlandığı öfke, kaygı, utanç, çaresizlik ve yetersizlik duygularını tanıyıp adlandırabilmeyi, kendi kararlarını almayı, sınır çizebilmeyi ve kendine özgü kimliğini inşa etmeyi deneyimliyor.
Bunun sizin için de bir karşılığı var. Duygularını adlandırabilen bir çocuk, onları kapı çarparak, susarak ya da patlayarak değil, konuşarak ifade etmeye başlayabiliyor. Neye ihtiyaç duyduğunu söyleyebildiğinde, onu anlamak için tahmin yürütmek zorunda kalmıyorsunuz. Sınırlarını sağlıklı biçimde ifade edebilen bir çocukla anlaşmak, ortak bir yol bulmak da kolaylaşıyor. Kısacası çocuğunuzun burada güçlenmesi, aranızdaki ilişkiye de nefes aldırabiliyor. Üstelik bu yükü artık tek başınıza taşımıyorsunuz.
Ebeveyn olmak da kolay değil. Belki daha çocuğunuz doğmadan, nasıl bir ebeveyn olacağınıza dair zihninizde bir resim vardı ve işler o resimdeki gibi gitmedi. Üstüne bir de sosyal medyanın sürekli değişen yöntemlerle dayattığı bir “iyi ebeveynlik” baskısı var; sanki her şeyi tam doğru yaparsanız hiçbir zorluk yaşanmayacakmış gibi… Bu yükün altında zorlandığınız duygular bazen evdeki diğer kişilere, en çok da çocuğunuza yansıyabiliyor. Çocuğunuz da anlaşılmamış hissettikçe, aynı örüntünün tekrar tekrar yaşandığı bir düğüm oluşabiliyor.
Bu düğümü birlikte çözebilmemiz için evde olanları olduğu gibi anlatabilmeniz çok önemli: tartışmalar, didişmeler, çocuğunuzdan beklentileriniz… Bazen bir şeyin doğru olmadığını bile bile yapabiliyoruz; buna üzülüyor, suçluluk duyuyoruz ama yine de tekrarlayabiliyoruz. Bu çok insani ve burada bunu da konuşabiliriz.
Belki buraya en çok çocuğunuzun değişmesi umuduyla geliyorsunuz. Bu çok doğal; onun zorlandığını görmek sizi de yoruyor. Ama ortaya çıkan tablo bazen tek bir kişiyle açıklanamayacak kadar çok şeye bağlı olabiliyor: okul, arkadaşlıklar, çocuğunuzun mizacı, içinde bulunduğu gelişim dönemi ve evdeki ilişkiler. Neyin ne kadar rol oynadığını keşfetmek, resmin tamamını görmemizi sağlıyor.
Bu resmin bir parçası da evdeki ilişkiler. Her birimizin çocukluktan getirdiği şemalar ve başa çıkma biçimleri var ve evde bunlar birbirini tetikleyebiliyor. Sizin bir tepkiniz çocuğunuzda bir şeyi harekete geçiriyor, onun tepkisi de sizde… Şema terapide buna mod çatışmaları diyoruz. Bu döngüyü görebilmenizi çok önemsiyorum. Çocuğunuzu korumak için sürece daha fazla dahil olma isteğiniz bile bazen sizin kendi geçmişinizden gelen bir ihtiyaçla ilişkili olabiliyor. Bu yüzden sizin de kendi ihtiyaçlarınızı tanımanız ve dile getirmeniz sürecin önemli bir parçası.
Bir de zaman meselesi var. Çocuğunuz terapiye gelmeye isteksizse, ilk görüşmelerde belirgin bir değişim görmemek sizi sabırsızlandırabilir; “Gidip geliyoruz ama hiçbir şey değişmiyor” diye düşünebilirsiniz. Oysa bu dönem, çocuğunuzla güvene dayalı bir ilişki kurduğumuz ve onun direncini besleyen şeyleri anlamaya çalıştığımız dönem. Dışarıdan görünmese de sonraki her adımın temeli burada atılıyor.
Kısacası, burada karşınızda değil, yanınızda olmak istiyorum. Çocuğunuzu, sizi ve aranızdaki ilişkiyi birlikte anlamaya çalışırken hem onun hem de sizin ihtiyaçlarınıza yer açabiliriz.
Görüşmek üzere.
Klinik Psikolog Duygu Pamir Akın