Genç Yetişkinlerde Şema Terapi
18 yaş sonrası genellikle karmaşık bir dönemdir. Bir yanda uzun süredir beklenen hayallerin gerçek olma ihtimali vardır. Öte yanda bu hayaller gerçeğe dönüştüğünde her şeyin nasıl yönetileceğine dair kafa karışıklığı yaşanır. Bazen de arkadaşlar o hayalleri yaşamaya başlamışken kişi kendini beklemede, arafta kalmış gibi hisseder.
Bu dönemde akla pek çok soru gelir:
- Sınav ve üniversite: Kazandığım bölüm gerçekten istediğim bölüm mü, doğru kararı mı verdim? Mezuna mı kalmalıyım? Arkadaşlarım üniversiteye gitti, ben burada kaldım. Mezuna kaldığımdan beri ailemin baskısı arttı. Biraz arkadaşlarımla çıksam hemen laf ediliyor, boğuluyorum.
- Aileyle yaşam: Ayrı eve mi çıkmalıyım, onlarla mı yaşamalıyım? Onlarla kalırsam kimin kuralları geçerli olacak? Hâlâ onların çocuğuyum ama bir yandan da yetişkinim.
- Yurt dışı: Orada başarabilecek miyim? Param yetecek mi? Buradaki standartlarım orada olmazsa ne yapacağım, sosyalleşebilecek miyim?
- İlişkiler: Ya sevgili bulamazsam? Diğerleri kadar sosyal ve becerikli değilim. Bir süredir birlikte olduğum partnerim ilişkiyi ciddiye alıyor ama ben hâlâ emin değilim.
- İş ve gelecek: Yüksek lisans mı yapmalıyım, iş mi aramalıyım? İş yerinde yeterince kabul görmüyorum. Gerçekten yapmak istediğim işi mi yapıyorum? Ya ileride para kazanamazsam?
Bu soruların bir kısmı kaygıdan, bir kısmı ekonomik belirsizlikten doğar. Çoğu da geleceğini kurmaya çalışan birinin sorması gereken sorulardır. Zorlayıcı olan, farklı ortamlarda, farklı insanlarla aynı duyguları ve aynı sonuçları tekrar tekrar yaşamaya başlamaktır. Şema terapide bu döngülerin nereden geldiğine bakar ve onları değiştirmeye çalışırız.
Genç yetişkinlerle hem bu döneme özgü zorlanmalar hem de klinik tablolar üzerinde çalışırız. Hangisi olursa olsun, aileden ayrışma ve geleceğe dair belirsizlik gibi bu yaşın kendine özgü yükünü hep hesaba katarız.
Şema terapi genç yetişkinlerde neye odaklanır?
Şema terapinin mantığı her yaş grubu için aynı. Bugün yaşadığımız zorlukların altında çoğu zaman çok eskiden öğrendiğimiz düşünce ve duygu kalıpları vardır. Çocuklukta ve ergenlikte güvende hissetme, kabul görme, kendi kararını verebilme ya da duygularını rahatça gösterebilme gibi ihtiyaçlarımızın nasıl karşılandığı bu kalıpları şekillendirir. Şema terapide bunlara şema diyoruz.
Şemalar yalnızca olumsuz değildir. İhtiyaçlarımız yeterince karşılandığında "değerliyim", "insanlara güvenebilirim", "duygularım önemli" gibi olumlu şemalar gelişir. Zor zamanlarda tutunduğumuz yerler de bu şemalardır. İhtiyaçlar karşılanmadığında ise olumsuz şemalar oluşur. Şema terapi bu olumsuz şemalarla çalışır.
Olumsuz şemaları, karşılanmamış ihtiyaçların bıraktığı yaralara benzetebiliriz. Tetiklendiklerinde canımızı yakarlar. Çocukken bu acıyla baş etmek için bazı yollar buluruz, bunlara başa çıkma modları denir. Bu yollar yara bandı gibidir: yarayı örter, o an korur ama iyileştirmez. Aynı yara tekrar tekrar açıldıkça ve biz hep aynı bandı yapıştırdıkça yara derinleşir. Bant da zamanla işlevini tamamen yitirir.
Örneğin duyguları pek fark edilmeyen bir çocuk, ihtiyaçlarını dile getirmek yerine sessiz kalmayı ve idare etmeyi öğrenebilir. Bu, bir süre onu daha fazla hayal kırıklığından korur. Ama duygularının görülmesi ihtiyacı karşılanmadığı için yara alttan alta acımaya devam eder. Yıllar sonra aynı kişi, bir ilişkide ne istediğini söyleyemediğini ya da hep karşısındakine uyduğunu fark edebilir.
Genç yetişkinlik, bu yaraların ve yara bantlarının en çok su yüzüne çıktığı dönemlerden biridir. Kişi ailesinden ayrışıp kendi hayatını kurmaya başladıkça eski kalıplar yeni ortamlarda yeniden devreye girer. Terapide bu kalıpları birlikte fark etmeye ve ihtiyaçlarımızı yara bandına başvurmadan karşılamanın yollarını aramaya çalışırız.
Şema terapi hangi zorlanmalarda yardımcı olabilir?
Yukarıdaki sorular bu dönemde pek çok kişinin aklına gelir. Destek almayı düşündüren nokta ise genellikle bu soruların arkasında tekrar eden bir örüntünün olması ve bunun günlük hayatı etkilemeye başlamasıdır:
- Yakın ilişkilerde hep aynı yere varmak: terk edilme kaygısı, kendini sürekli geri planda tutma ya da yakınlaşmaktan kaçınma
- Girdiği her ortamda ait olamama, dışlanmış hissetme
- Ne yapsa yetmiyormuş gibi hissetme, yoğun öz eleştiri ve mükemmeliyetçilik
- Aileyle aynı çatışmaların döngü halinde sürmesi
- Cinsellikle ilgili endişeler, cinsel yönelim ya da cinsel kimlikle ilgili sorgulamalar ve bu süreçte yaşanan yalnızlık
- Narsisistik örüntüler: kendini bir üstün bir değersiz hissetme arasında gidip gelme ya da narsisistik özellikler taşıyan bir ebeveyn veya partnerle ilişkide zorlanma
- Ertelemenin, kaçınmanın ya da yoğun öfke patlamalarının günlük hayatı etkilemesi
- Zihni ve bedeni yoran deneyimler, örneğin:
- Kafadan atılamayan düşünceler ve bunları yatıştırmak için tekrar tekrar kontrol etme, sayma ya da temizleme ihtiyacı (OKB)
- Belirli durumlardan, yerlerden ya da nesnelerden yoğun korku nedeniyle kaçınma (fobiler)
- Yargılanacağı ya da rezil olacağı korkusuyla insanların içinde konuşamama, ortamlardan uzak durma (sosyal kaygı)
- Hemen her şey hakkında durmadan endişelenme, zihni susturamama (yaygın anksiyete)
- Aniden gelen yoğun korku, çarpıntı, nefes darlığı ve kontrolü kaybedecekmiş gibi hissetme (panik atak)
- Uzun süredir devam eden isteksizlik, hiçbir şeyden keyif alamama, umutsuzluk (depresyon)
- Yemek, kilo ya da bedenle ilgili düşüncelerin günün büyük kısmını kaplaması (yeme bozuklukları)
- Ergenlikte başlayan zorlanmaların yetişkinlikte de sürmesi
Süreç nasıl işler?
İlk görüşmelerde amacımız sizi doğru tanıyabilmek. Bugün neler yaşadığınızı, geçmiş deneyimlerinizi ve terapiden ne beklediğinizi birlikte konuşuruz.
Bu sırada konuşulanlar kadar aramızdaki ilişkinin tonu da önemlidir. Seansta sözlere dökülmeyen mesajlar ve ihtiyaçlar da vardır. Kimi zaman kendini açmak zor gelir, kimi zaman güvenmek zaman alır. Bazen de terapiye mesafeli gelinir ya da sınırların korunması önemli olur. Bunları erken fark etmek, terapinin hızını ve tonunu ayarlamamıza yardım eder.
Şema terapide bu ilişkinin kendisi de iyileştirici bir araçtır. Buna sınırlı yeniden ebeveynlik diyoruz. Terapist, profesyonel ilişkinin sınırları içinde kalarak, çocuklukta yeterince karşılanmamış ihtiyaçlara karşılık vermeye çalışır. Örneğin duyguları hiç fark edilmemiş biri için terapide duygularının görülmesi, başlı başına yeni bir deneyim olabilir.
Şema terapide konuşmanın yanı sıra yaşantısal tekniklerden de yararlanırız: imgeleme çalışmaları, sandalye teknikleri, mod haritaları. Seanslar arasında da, seansta fark ettiklerinizi günlük hayatta denemek için birlikte belirlediğimiz küçük çalışmalar olur. Bu tekniklerin nasıl uygulandığını Çocuk ve Ergenlerde Şema Terapi sayfasında okuyabilirsiniz.
Seanslar 50 dakika sürer ve çoğunlukla haftalık planlanır, ihtiyaca göre aralıklar açılabilir. Görüşmeler Ankara'da yüz yüze yapılır.
Nasıl başlanır?
Süreç, kişinin kendisinin iletişime geçmesiyle başlar. Bu hem özerkliğinize saygının hem de kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerin (KVKK) bir gereğidir: 18 yaş üstü danışanlarda randevu kişinin kendisi tarafından alınır.
İlk görüşmede ne yaşadığınızı, neyi değiştirmek istediğinizi ve terapiden ne beklediğinizi konuşuruz. Şema terapinin size uygun bir yaklaşım olup olmadığını da birlikte değerlendiririz. Duruma göre sizi farklı bir desteğe yönlendirebilirim ya da siz bu yaklaşımın size göre olmadığını düşünebilirsiniz. Bunları da açıkça konuşabiliriz.
18 yaşından sonra terapi süreci danışanın kendisine aittir ve konuşulanlar onayınız olmadan aileyle paylaşılmaz. Ailenin önemli bir yer tuttuğu durumlarda, yalnızca sizin onayınızla ve sizin de bulunduğunuz ortak görüşmeler planlanabilir.
İlk görüşmenin nasıl geçtiğini merak ediyorsanız İlk Görüşme Nasıl Geçer? Sık Sorulan Sorular sayfasına, şema terapinin temel kavramları için Çocuk ve Ergenlerde Şema Terapi sayfasına göz atabilirsiniz.