Ergen Çocuğum Benimle Konuşmuyor
"Ergen çocuğum benimle konuşmuyor" diyerek bana gelen aileler, buraya gelene kadar birçok duygu basamağını geçmiş oluyorlar. Endişe, çaresizlik, suçluluk, öfke… Çoğu zaman hepsi bir arada.
"Ne oldu da böyle oldu? Biz çok iyiydik çocuğumla. İnanır mısınız, hayatında ne oluyor ne bitiyor hiç bilmiyorum. Kimlerle arkadaş, kiminle takılıyor…"
Bazen suçluluk öne çıkıyor: "Biz ablasıyla çok ilgilendik, o arada büyüdü. Bir ara evliliğimizde sıkıntılar vardı, ondan mı oldu? Ama inanın çocuğa yansıtmadık."
Bazen de aylarca biriken çaresizlik bir gün öfkeye dönüşüyor. Bir anne şöyle anlatabiliyor: "Babası hiç sinirli bir adam değildir. Ama aylardır kızı odasından çıkmıyor, ne sorsa tek kelimeyle cevap veriyor. Geçen gün o bile dayanamadı, 'Kızım, ne derdin var senin?' diye bağırdı. O günden beri ikisi birbiriyle hiç konuşmuyor. Evde bir aydır sessizlik var, ben de arada kaldım."
Bu aileler aslında çocuklarını anlamayacak aileler değil. Ama ilişkide iki tarafın farklı ihtiyaçları, aile sisteminde düğümlenmeye yol açabiliyor.
Sessizliğin altında ne var?
Ebeveynin gördüğü şey "konuşmuyor". Ama ergenle tanıştıkça bu sessizliğin altında çok farklı şeyler çıkıyor.
Neyi konuşayım ki?
Bazen ergen ebeveyne tepki olarak konuşmuyor. Ergenler bana şöyle diyor: "Sadece ders, ödev soruyor. Bir de 'bilgisayarı kapat, hadi yat artık.' İşine gelince tehdit: 'Bak alırım kredi kartını.' Sürekli kafasına göre kural koyuyor. Ne konuşacağım onunla?"
Burada gözden kaçan bir sürü değişken var. O anne baba da aslında robot gibi sürekli komut vermek istemiyor. Ama bitmesi gereken kendi işleri, çocuğunun sağlığı, ev içi sorumluluklar, dağınıklık, ailedeki diğer bireylerin ihtiyaçları derken akşam saatleri bu baskı altında çoğu zaman aileyi komut veren bir robota çevirebiliyor.
Ergen ise yetişkin dünyasına yavaş yavaş adım atıyor. Yetişkinlere kendini göstermek, ne düşündüğünün, ne hissettiğinin görülmesini ve ciddiye alınmasını istiyor.
Akşam saatlerinde bu iki ihtiyaç çarpışıyor. Ebeveynin ihtiyacı, bitmesi gereken sorumlulukların bitmesi: "Şu işler bitsin de ben de bir nefes alayım." Ergenin içinden geçen ise: "Ya bir sal beni. Sorumluluklar dışında ben yok muyum? Ben sadece işleri bitirmesi gereken biri miyim? Başka hiçbir yerde beni gördüğün yok."
Konuşunca öğüt geliyor
Ergen anlatıyor, ebeveyn hemen tavsiye veriyor ya da "keşke öyle demeseydin" diyor. Erkek arkadaşıyla tartışıp morali bozuk gelen bir kız "Bir sus artık, sürekli tavsiye verme bana!" diyor. "Ben senin yaşındayken…" diye başlayan konuşmalar ise bir süre sonra "Tamam, benden hiçbir şey olmaz, oldu mu?" noktasına varıyor. Ergen anlatmanın sonucunu öğrenmiş oluyor ve anlatmayı kesiyor.
Çocuğunuzun bu anlarda bir eşlikçiye ihtiyacı var, problem çözücüye değil.
Bunu kendi üzerinizden düşünün. Hepimizin başına gelmiştir: Bir konuda yanlış yaptınız. Örneğin birinin arkasından başka bir arkadaşınızla konuşurken yakalandınız. Bu olay canınızı sıktı ve rahatlamak için birine anlatıyorsunuz. O an ilk duyacağınız şeyin şu olduğunu düşünün: "Hımm, anladım. Niye öyle konuştun ki arkasından? Hoş olmamış. Dedikodu bu senin yaptığın. Keşke yapmasaydın."
İçinizden "Evet, ben de biliyorum yanlış olduğunu. Sağ ol, şimdi sayende daha kötü hissediyorum" dersiniz.
Ya da şunu duyduğunuzu düşünün: "Hemen ara, özür dile arkadaşından. Sonra bir daha konuşmaz seninle." Oysa belki sizin bambaşka bir stratejiniz vardı, durumu farklı bir şekilde toparlayacaktınız.
Her şeyi bilmek isteyen ebeveyn
Bazen anne ya da baba çok dalıcı ve çocuğun özerkleşmesine izin vermiyor. Telefonu kurcalanan, günlüğü okunan ergen tetikte yaşıyor: "Sevgilim var ama annem asla bilmez. Bilse soru yağmuru: Nereye gittin, ne dedi, niye öyle dedin… Sana ne ya!"
Burada çocuğun ayrışma ihtiyacı ile ebeveynin kaygıları çatışıyor. Belki ebeveyn ayrışmaya henüz hazır da değil.
Biriyle konuşuyor, diğeriyle konuşmuyor
Bazen ergen evdeki ebeveynlerden biriyle konuşuyor, diğeriyle konuşmuyor. Ergenin iki ebeveyniyle farklı ilişkileri olması doğal. Biriyle dertleşip diğeriyle maç izlemek, birine sevgilisini anlatıp diğerine anlatmamak her zaman bir sorun değildir. İnsanların yakınlaşmasında tabii ki o kişinin nasıl bir ebeveyn olduğu da önemli. Belki anne anlıyor ama baba temas kuramıyor; ya da tam tersi, baba yakın ama anne öğüt noktasında kalıyor.
Sorun, bunun bir sisteme dönüştüğü yerde başlıyor. Bazen bu, anne babanın ortak kararı oluyor: Bazı şeyleri ebeveynlerden biri bilir, diğeri bilmez. "Babana söyleme, sinirlenir" ya da "Annene söyleme, çok üzülür" bir iki kez söylendiğinde koruyucu olabilir. Ama kalıcı bir kurala dönüşünce bir döngü kuruluyor. Bilmeyen ebeveyn daha kaygılı ve daha kontrolcü oluyor, ergen de bunu görünce ondan daha çok uzaklaşıyor. Bilen ebeveyn ise aradaki tampona, çevirmene dönüşüp yoruluyor. Belki en önemlisi, ergen o ebeveynin kendisini kaldıramayacağını öğreniyor, ebeveyn de farklı bir ebeveyn olmayı öğrenme fırsatını hiç bulamıyor.
Anne babanın neyin ne zaman ve nasıl söyleneceğine birlikte karar vermesi sağlıklı. Ama bu karar "o bilmesin"e dönüşürse, uzun vadede kimseyi korumuyor. Dışarıda kalan ebeveyn de çoğu zaman dışlandığını hissediyor ve bunu kimi zaman öfkeyle, kimi zaman geri çekilerek gösteriyor.
Kontrol edebileceği bir alan
Ev içinde kavgalar, tartışmalar varsa ergen kendine kontrol edebileceği bir alan yaratmaya ihtiyaç duyabiliyor. Salona çağrıldığında gelmiyor, çünkü orada anne babasının kavgasını dinleyeceğini biliyor. Oda bu durumda bir sığınak. Kaotik süreç değişmiyorsa bu davranış belirli bir süre koruyucu bile olabilir: Odasına kapanan ergen, kavga anında söylenen sözlere, itişip kakışmalara karşı bir kalkanın arkasına saklanmış gibidir. Ama bu, olanlardan etkilenmediği anlamına gelmez.
Bunun için illa kavga olması da şart değil. Bazen aile ergene hitap etmiyordur. Sert bir baba vardır; salonda herkes film izliyordur ama o salonda huzur yoktur. Ya da her an patlayabilecek bir anne vardır. Kimse kavga etmiyor ama ortam soğuk ve ergen oraya ait hissetmiyor. Gergin hissetmek istemediği için de aileye karşı kendini kapatıyor.
Anne babası ayrı ya da kavgalı olduğu durumlarda ergen bir de şundan korkabiliyor: Birine anlattığı şey diğerine karşı kullanılacak. Bu yüzden ikisine de anlatmamayı seçiyor; susmak, taraf tutmak zorunda kalmamanın en güvenli yolu oluyor.
Ebeveyni korumak için susmak
Bazen ergen ebeveynini üzmemek için susuyor. Annesi zaten yıpranmışsa, babası hastaysa, evde zaten bir yük varsa "bir de ben yük olmayayım" diye iyi görünmeyi kendine görev ediniyor.
Utanç ve mesafe
Ergenlik, anne babayla görünmekten utanma dönemi de. Okul çıkışında anneyle görüntü vermek, yolda el ele tutuşmak, birlikte kıyafet almaya gitmek bir anda zor gelebiliyor. Bu, ayrı bir birey olma çabasının bir parçası.
Ergen sizin yaşınızdan, konuşma şeklinizden, maddi durumunuzdan, sevgi gösterilerinizden utanabilir. "Çok yaşlısın" gibi sözler bazen ebeveynleri gerçekten üzüyor. Çok endişelenmeyin, çok ağırınıza gitmiş tepkiler de vermeyin. Çünkü sizin tepkiniz de bu tür anlarla nasıl başa çıkılacağına dair bir rol model.
Bunu espriyle ele almak çoğu zaman işe yarar. "Üff, iyi be. İleride 'anne öp, anne öp' diye yanıma geldiğinde görürüm seni" deyip gülmek. Ya da "Ne var arabamız yoksa? Oğlum, senin araba şovuna mı ihtiyacın var? Ne yakışıklı adamsın, onu diğerleri düşünsün."
Bazen de ergenin suç ortağı olabilirsiniz: "İyi, ben burada saklanıyorum, onlar gidince haber ver. Şifremiz ne olsun? Tamam, birbirimizi tanımıyoruz." Bu tarz espriler ergeni de rahatlatır.
Aslında o da sizden utanmaktan hoşnut değil. Ama bu duyguyla ne yapacağını bilemiyor ve size yansıtıyor. Bir de şöyle bakın: Sizden utandığını bile size gösterebiliyorsa, demek ki sizin ne kadar kabullenici bir anne baba olduğunuzu biliyor.
Konuşsam ne değişecek?
Bazen ergen anlaşılmadığı için umutsuz. Anlatmayı denemiş ama hep aynı yere çıkmış: "Onun kafasında makyaja kafayı takmış biriyim. 'Herkes yapıyor' diyorum, dinlemiyor. Konuşsam ne değişecek? Yine anlamayacak. Artık hiçbir şey konuşmuyorum, odamda takılıyorum." Bu sessizliğin altında çoğu zaman bir vazgeçiş var.
Maske
Bazen de ergen anne babasından korkuyor ve onlara istediklerini vermeyi öğreniyor: "İçimdekini söylediğimde, onaylamadığı bir şeyse çok kızıyor. Ya da küsüyor, ya da ceza veriyor. O yüzden ondan gizli bir hayatım var." Ebeveyn konuştuğunu sanıyor ama ergen gerçek kendini saklıyor ve evden ayrılacağı günü bekliyor. Bu, ebeveyn için okuması en zor olan durum.
Burada bir suçlu aramıyoruz; kızgınlık, küslük ya da ceza çoğu zaman ebeveynin kendi kaygısından, kendi zorlandığı yerlerden geliyor. Belki de bu, ebeveynin de kendisi için biraz destek almasının iyi geleceği bir durum. Çünkü ergenin onu dinleyebilen sağlıklı bir yetişkine ihtiyacı var. Aksi halde yasakların ardında, ailenin hiç haberi olmadığı, gence ait bambaşka bir dünya oluşuyor.
Bazen her şey yolunda
Bazen ebeveyn olarak sağlıklı bir konuşmamayı "konuşmuyor" diye algılarız. Bazı gençler şöyle anlatıyor: "Annemle babamla konuşuyorum ama hep benimle olsunlar, hep sohbet edelim istiyorlar. İyi insanlar ama bir yere kadar. Ne konuşayım, ekonomi mi konuşayım babamla?" Ergenin dünyası genişliyor ve ebeveyn bu dünyanın artık sadece bir parçası.
Burada ailenin sınırlara bakış açısı çok kritik. Çok iyi sohbet eden bir anne baba olsanız da çocuğunuzun size sınır koyması gerekiyor, çünkü bu ayrışma için önemli bir adım. "Ben hiç yargılamıyorum, çok iyi bir eşlikçiyim ama benden gizli, arkadaşlarının bildiği bir hayatı var" diye düşünüyor olabilirsiniz. Eğer bu gizli hayat sigara, alkol ya da madde kullanımı, güvenli olmayan mekânlar gibi riskli durumlar barındırmıyorsa, aslında mutlu olabilirsiniz: Ayrışma adımı atılıyor.
Yani çocuk sizinle konuşuyor, ama her şeyi anlatmıyor. Bu da olması gereken bir şey.
Sessizlik ne zaman bir işarettir?
Ergen sadece sizinle değil, arkadaşlarıyla da konuşmuyorsa, uykusu, iştahı, okul hayatı değiştiyse, eskiden sevdiği şeylerden keyif almıyorsa bu bir iletişim sorunundan fazlası olabilir. Depresyon ya da başka bir zorlanmanın işareti olabilir ve bir uzmandan destek almak iyi olur.
Bir de çocuğunuzun sizin hiç bilmediğiniz, apayrı bir hayatı olduğunu başkalarından öğreniyorsanız, maske bölümünde anlattığım gibi, bu da bir risk işareti. Bu gizli hayat fiziksel dünyada da olabilir, ama online ortamda kurulması çok daha kolay. Online ortamda takıldığı gruplar, girdiği siteler, kendini orada nasıl tanımladığı önemli. Her genç online ortamda vakit geçiriyor. Ama bazı gençler saatlerce orada kalıyor, dış dünyada pek bir çevresi yok ve yüz yüze iletişimde zorlanıyor gibi görünüyor. Bu tabloya daha dikkatli bakmak gerekiyor. Ekran kullanımını Ergenlerde Telefon ve Ekran Kullanımı yazımda daha ayrıntılı ele aldım.
Bu yazıyı, ergenin belirgin bir psikolojik rahatsızlığının olmadığı durumlar için yazdım. Çok dürtüsel, durdurulamayan çalma davranışı olan ya da kendini riskli cinsel durumların içine sokma eğilimi gösteren bir ergende, ya da genç gerçekten riskli bir arkadaş grubunun içindeyse, süreç farklı ilerleyebilir ve ek önlemler gerekebilir. Bu durumlarda bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurmak önemli.
Düğüm: İki taraf da haklı
Yukarıdaki örneklerin hepsinde iki tarafın da haklı ihtiyaçları birbirine düğümleniyor. Seanslarda iki tarafı ayrı ayrı dinlediğimde ikisi de kendi açısından çok anlaşılır ve haklı bir şekilde ihtiyaçlarını anlatıyor.
Örneğin makyaj meselesi. Ergen bana makyaj malzemesi almanın neden bu kadar önemli olduğunu anlatıyor. Gruba kabul edilmek istiyor; arkadaşlarının normuna uymazsa dışarıda kalacağından, beğenilmeyeceğinden endişe ediyor. Anne ise aynı konuyu bambaşka bir yerden anlatıyor. Kızının cildine zarar verdiğini düşünüyor, derslerini eskisi kadar umursamadığını görüyor ve geleceğinin ne olacağından endişe ediyor.
İkisi de haklı, ikisi de endişeli. Ama ikisi de karşısındakinin endişesini göremiyor. İki tarafın kaygısı da görülmediğinde ortaya öfke çıkıyor.
Ebeveynliğin sürüm güncellemesi
Çocuklarımız büyüdükçe nasıl sınırları kademe kademe genişletiyorsak, ebeveynlik şeklimizde de güncellemeler yapmamız gerekiyor. Örneğin korumacı tavır bebeklikten ergenliğe doğru belli güncellemeler almalı.
Nedir bu yeni sürüm? Ergenin sınırlarına giderek daha fazla saygı göstermek. Özerkliğine alan açmak. Ona ayrı bir birey olarak beğenildiğini ve güvenildiğini hissettirmek.
Kurallar elbette hâlâ var. Değişen, artık ergenle birlikte konuşularak ve gerekçesi açıklanarak konması.
Kopuş gündelik hayatta başlıyor
Gündelik hayattaki kopuşlar çoğu zaman ortak ilgi alanlarının ayrışmasıyla başlıyor. Çocuğunuzun beğendiği esprilerde, müzik zevkinde, ülkeye dair yorumlarında, giyim tarzında sizden ayrılma emareleri gördüğünüzde nasıl yaklaşıyorsunuz?
Ergenliğe yeni giren biri için beğenilmek ve değer görmek çok önemli. Beğenmeseniz bile mantığını anlamaya çalışmak, özen göstererek dinleyip yorum yapmak ona önemsendiğini hissettirir. "Off, yine mi Kore müziği?" yerine birkaç parçayı dinleyip hoşunuza giden ve gitmeyen kısımlar üzerine sohbet etmek çok şey değiştirir.
Oda dağınıklığı çoğu ergenin olmazsa olmazı. O odaya zor da olsa saygı göstermek gerekiyor. Arada söylenmek olur; hiç söylenmeyin demiyorum, çünkü imkânsız olduğunu biliyorum. Bazen dağınıklık üzerinden espri yapmak bile işe yarar. Önemsediği şeylerin figürlerini, kitaplarını, posterlerini almak da ona dünyasının sizin için de değerli olduğunu gösterir.
Onun dili
Ergen dilindeki yeni kelimeleri, kısaltmalı yazışmaları ne kadar biliyorsunuz? Bunları ondan öğrenmeye çalışmak onu değerli hissettirir.
Arada İngilizce konuştuğunda ya da argo kullandığında hemen "Nedir bu özenti?" moduna geçmek yerine şunu düşünün: Bu bir arayış dönemi ve sizin ele alış şekliniz arka planda çok önemli. Her argo kelimede azarlamak zorunda değilsiniz. Bence asıl önemli olan, ona hangi dili nerede kullanacağını öğretebilmek.
Çocuğunuz çoğu zaman sizin nasıl düşündüğünüzü zaten bilir. Buna rağmen o davranışı sergiliyorsa sebebini düşünün. Belki size şunu söylüyordur: "Bak baba, arkadaş grubuma kabul edildim. Onlar gibi takılıyorum. Nasıl, güzel olmuş mu?" Bu soruya önce görmeniz gereken yeri görüp sonra yorumunuzu eklemenizi öneririm.
Örneğin kızınız eve gelip şöyle diyor: "Bugün Selinlerle takıldık, aşırı chill'di ya. Literally çok güldük." İlk refleks "Ne bu özenti Türkçe?" olabilir. Bunun yerine önce: "Ooo, Selinlerin grubuna mı girdin? Süper. Neler yaptınız?" Yorumunuzu da sonra, espriyle ekleyebilirsiniz: "Bu arada 'literally'yi ben de öğrendim, ama Türkçesi de fena değil: 'resmen'."
Sakın yapmayın
Sinirlendiğiniz anlarda içinizde biriktirdiklerinizi toplu halde dökmeyin: "Odan zaten dağınık, kendine baktığın da yok, leş gibi kokuyorsun."
Ve böyle anlarda, daha önce size güvenip anlattığı, onu üzen bir bilgiyi sakın ona karşı kullanmayın. "Tabii istemez arkadaşların seni" ya da "Tabii kimse sana çıkma teklif etmez, kendine baktığın yok ki" gibi cümleler, ergenin size bir daha bir şey anlatmaması için yeterli olabilir.
Ya da bu bilgi bir tehdide dönüşebilir: "Bak, böyle yaparsan geçen gün nereye gittiğini babana söylerim. O zaman görürsün hanyayı konyayı." Belki o ebeveyn gerçekten söylemeyecek. Ama ergen bu tarz tehditleri unutmaz.
Benim neyi bilmem gerekiyor?
Ergen sizden uzaklaştığında, bazen arkadaş grubunun etkisiyle bir süre koptuğunda, her şeyi bilmek isteyebilirsiniz. Takipte kalmak da gerekiyor elbette. Ama ebeveyn olarak şu soruyu düşünelim: Benim gerçekten neyi bilmem gerekiyor?
Bence en önemlisi, çocuğunuzun zor bir durumda size başvuracağından emin olmanız. Başı derde girdiğinde sizden korkmasın. Tehdit edildiğinde ya da yanlış bir şey yaptığını bildiğinde, sizin varlığınız ona korkudan çok "bunu birlikte ele alabiliriz" duygusu versin.
Çünkü ebeveynler bu yaşlarda hâlâ önemli birer yol gösterici, iyi birer eşlikçi ve güvenli bir liman. Ergenin, ne olursa olsun kabul edileceğini bildiği bir anne babaya ihtiyacı var. O an konuşmayabilir. Ama bunu alttan alta bilir ve bir gün, en beklemediğiniz anda, her şeyi birden anlatabilir.
Terapide nasıl çalışıyorum?
Seanslarda önce iki tarafı ayrı ayrı dinliyorum. Çoğu zaman, düğüm bölümünde anlattığım gibi, ikisi de kendi açısından haklı çıkıyor.
Sonra birlikte döngüye bakıyoruz: Ebeveynin kaygılı, kontrol eden tarafı ile ergenin kendini kapatan tarafı birbirini nasıl tetikliyor? Şema terapinin karşılanmamış duygusal ihtiyaçlar ve modlar üzerine kurulu bakışı, bu döngüyü ekip olarak anlamlandırmamız için iyi bir yol haritası sunuyor.
Ardından bir süre ergenle çalışıyor, ihtiyaçlarını nasıl farklı ifade edebileceği üzerine konuşuyoruz. Ebeveynlerle de çalışıyorum. Bazı aileler çok iyi niyetli ama bu yaş grubunda gerçekten ne yapacağını bilemiyor; onlara yöntem ve strateji öğretmek çoğu zaman çok iyi sonuç veriyor. Bazen de sorun daha sistematik olarak aileyle ilgili oluyor. Ailenin kaygısı açıkça konuşulduğunda, ebeveynin içindeki sağlıklı yetişkin tarafa temas edebiliyoruz.
Terapide kimin haklı olduğunu aramıyoruz; hepimiz aynı takımdayız.
İlk görüşmenin nasıl geçtiğini merak ediyorsanız İlk Görüşme Nasıl Geçer? Sık Sorulan Sorular sayfasına, çalışma yaklaşımım için Çocuk ve Ergenlerde Şema Terapi sayfasına göz atabilirsiniz.
Son olarak
Geçen gün manga satan bir dükkânda bir dede ve 14 yaşlarında bir genç gördüm. Tam yanımda konuştukları için konuşmalarını duydum. Genç ailesini ikna edememiş, manga almaya dedesiyle gelmişti. Dede de tam yurdum dedelerinden. Bir tek, gülerek şunu söyledi: "Bunlar niye bu kadar pahalı ya? Çiziktirmişler sadece. Oğlum, ne anlıyonuz bunlardan?" Ama oradaydı.
İçim ısındı. O dedenin bu çocukta bambaşka bir yeri olacak bence. Çünkü o gün torununa şunu söylemiş oldu: Senin dünyan benim için değerli.
Belki ergenlerin bizden istediği de bu. Her şeyi anlamamız değil, anlamasak da yanlarında olmamız.
Yazıdaki örnek cümleler klinik deneyimimden yola çıkılarak oluşturulmuştur.