Genç yetişkinler için (18–25 yaş)
Selam,
Belki sana bu yılların hayatının en güzel yılları olacağı söylendi. Özgürlük, yeni insanlar, yeni bir şehir, belki ilk kez kendi evin… Ama bazen hiç de öyle hissettirmiyor, değil mi?
Belki ailen seni çamaşırın, faturaların, kiranın, ay sonunu getirmenin zor olacağı konusunda uyardı. Oysa bunlar her zaman sanıldığı kadar zorlamayabiliyor. Asıl zorlayan, önceden pek söz edilmeyen şeyler olabiliyor.
Genç yetişkinlik, pek çok şeyin aynı anda değişebildiği bir dönem: Yeni bir okul ya da iş, yeni roller, belki yeni bir şehir. Bazen de akıldan çıkmayan bir soru oluyor: “Ne olacağım ben?” Doğru bölümü mü okuyorum, mezun olunca ne yapacağım? Bu belirsizlik bazen geceleri uyutmayacak kadar büyüyebiliyor.
İlişkiler de değişiyor. Sosyal çevre yeniden şekilleniyor, yeni bir ortamda yeniden yer edinmek gerekiyor. Bazen kalabalıkların içinde bile yapayalnız hissedebiliyorsun. Bambaşka alışkanlıkları olan insanlarla aynı yurt odasını ya da evi paylaşmak, kendine ait bir köşenin olmaması insanı zorlayabiliyor. Belki bir partner bulmak ya da bir ilişkiyi sürdürebilmek aklını kurcalıyor. Bütün bunların altında da belki şu soru yatıyor: “Ben kimim, gerçekten ne istiyorum? Ailemin beklentileri mi, çevremin baskısı mı, yoksa kendi hayallerim mi?”
Hâlâ ailenle yaşıyorsan işler başka türlü karmaşıklaşabiliyor. Artık farklı bir yaştasın; senin ihtiyaçlarınla ailenin ihtiyaçları, senin sınır tanımınla ailenin kuralları birbirinden ayrışabiliyor. Eve dönüş saatin, kimlerle vakit geçirdiğin, arkadaşında kalıp kalamayacağın, harcadığın para, hatta konumunun takip edilmesi… “Arkadaşlarımın aileleri böyle değil, ben niye hâlâ bunlarla uğraşıyorum?”, “Yeter artık, beni bir yetişkin olarak görsünler” diye düşünüyor olabilirsin. Ailen sana maddi destek olmaya devam ettiğinde anne-baba rolleri de sürebiliyor. Bu da kendi kararlarını nerede vereceğini, ailenin sınırlarına ne kadar uyacağını kestirmeyi zorlaştırabiliyor. Bazen de insan işe girmiş, kendi parasını kazanıyor olsa bile ailesinden ayrışmakta, o rol değişimini yaşamakta hâlâ zorlanabiliyor.
Bu geçişlerle nasıl başa çıktığın, senin ve ailenin bunları nasıl anlamlandırdığı, geçmişten gelen deneyimlerden etkileniyor. Çocukken bazı temel ihtiyaçların yeterince karşılanmadıysa ya da o zamanlar işe yarayan ama bugün seni yoran başa çıkma yolların varsa, bu dönem daha da karmaşık bir hâl alabiliyor. Şema terapi tam da burada işe yarıyor. Sınırlar, özerkleşme, ailenden ayrışabilmek, güvenebilmek, destek alıp verebilmek ve kendini kabul edebilmek gibi konularda seni neyin zorladığını ve neyin değişebileceğini görüyoruz.
Bazen de yaşadığın zorluk bir geçiş döneminin ötesine geçebiliyor. Bir kaygı peşini bırakmıyor, panik ataklar yaşıyorsun ya da bazı düşünceler aklından bir türlü çıkmıyor. Bir süredir hiçbir şeyden keyif alamıyor, kendini çökkün ve tükenmiş hissediyor olabilirsin. Yemekle ya da bedeninle aran bozulmuş, uyku düzenin altüst olmuş olabilir. Ya da duyguların öyle yoğun ve hızlı değişiyor ki ilişkilerini ve günlük hayatını zorluyor. Bunlar da burada çalıştığımız konular; kaygı bozuklukları, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk ve yeme bozuklukları bunlardan bazıları. Gerektiğinde bir psikiyatristle iş birliği içinde, sana uygun bir yol haritası çiziyoruz.
18 yaşından büyük olduğun için bu süreç tamamen sana ait. Ailenle çatışmalar yaşıyorsan ve sen de istersen, aileni de sürece dahil edip bu çatışmaların altındaki ihtiyaçları birlikte konuşabiliriz. Özellikle hâlâ aynı evde yaşıyor ve kurallar konusunda sık sık tartışıyorsanız, bu çok işe yarayabiliyor. Ama bu karar senin onayınla ve senin ihtiyacına göre verilir.
Kısacası, bu dönemde zorlanıyorsan bu senin geride kaldığın anlamına gelmiyor. Benzer şeyleri yaşayan pek çok genç var, ama bunlar her zaman konuşulmuyor. Burada bunları konuşabilir, neyin değişmesini istediğini birlikte bulup oraya nasıl gideceğimiz üzerine çalışabiliriz.
Görüşmek üzere.
Klinik Psikolog Duygu Pamir Akın